TurkishDarbeTeam Türk Hack And Securitp Platform

Geri git   TurkishDarbeTeam Türk Hack And Securitp Platform >
T.D.T Genel Forums
> İslam ve İnsan
Anasayfa Forum Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Tags:

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 06-28-2008, 04:54 PM   #21 (permalink)
Administrator
T.D.TTürk Hacking And Security Platform & TürkisDarbeTeam
 
RevengeSoldieR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jun 2008

Teşekkür Et =
0 For This Post,
1 Toplam
Mesajlar: 411
Konuları: 137
Karizma
Rep Gücü :
Rep Puanı : 1000011
Rep Seviyesi : RevengeSoldieR isimli üye Tecrübe puanını kapatmıştır.
Seviye: 18 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 89 / 446
Güç: 137 / 700
Deneyim: 85%
İletisim
Standart

Tecessüs etmek (Araştırmak)Sual: Bir arkadaş, Avrupa’da bize misafir oldu. Yemek yerken, önce yemeği kokladı. Domuz yağı var mı diye kokladım, yokmuş dedi. Buna çok üzüldüm, kalbim kırıldı. Beraber namaz da kılmıştık, bana hüsnü zan etmesi gerekmez miydi? Yoksa, böyle araştırmak dinin emri midir?
CEVAP
Böyle araştırma yapmak dinin emrine aykırıdır. Güya bunu din gayretiyle yapıyor. Böyle yapmak haramdır. Bunun için her müslüman önce dinini doğru yazılmış ilmihal kitaplarından öğrenmeli, fıkıh ilmini öğrenmeli. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Fıkhı bilmeden ibadet eden, gece karanlıkta bina yapıp, gündüz yıkana benzer.) [Deylemi]

İmam-ı Gazali hazretleri buyurdu ki:
(Yiyecek ve içeceklerde şüphe edip yememek, takva değil, vesvesedir. Dinimiz, “Haram olduğu bilinmeyen şeyleri yiyin” der. Resulullah efendimiz, müşrikin; Hz. Ömer Hıristiyanın testisinden abdest almıştır. Eshab-ı kiram, gayrı müslimlerin verdiği suyu içerdi. Halbuki pis, necis olan şeyleri yemek haramdır. Kâfirler ise ekseriya pis olur. Elleri, kapları şaraplı olur. Hayvanı Besmelesiz keserler. Eshab-ı kiram, bunlara rağmen, necis olduğunu kesin bilmedikleri için, vesvese etmeyip; et, peynir gibi gıdaları alıp yerlerdi.) [İhya]

Resulullah efendimiz, bir Yahudinin yağlı yemeğini temiz mi diye sormadan yedi. Bu domuz yağı mı, koyun yağı mı, ekmeğin hamuru su ile mi, yoksa şarap ile mi yoğruldu diye sormadı. Müşrik kadının su kabından abdest aldı. Bunlar, araştırmanın gerekmediğine birer delildir. (Berika)

Tecessüs etmemeli. Bir âyet-i kerime meali:
(Birbirinizin kusurunu araştırmayın.) [Hücurat 12]

Suizanda bulunup da ona kötü gözle bakmamalı! Çünkü suizan haramdır. Bir hadis-i şerif meali:
(Suizan etmeyin! Suizan, yanlış karar vermeye sebep olur. İnsanların gizli şeylerini araştırmayın, kusurlarını görmeyin, münakaşa, haset ve düşmanlık etmeyin, birbirinizi çekiştirmeyin, kardeş gibi birbirinizi sevin!) [Müslim]

Kusurları da gizlemeli, açığa vurmamalı. Üç hadis-i şerif meali:
(Arkadaşının kötülüğünü gizleyenin kusurları, kıyamette gizlenir.) [Taberani]
(Arkadaşının ayıbını görmeyip gizleyen, Cennete gider.) [Taberani]
(Arkadaşının ayıbını açığa vuranın ayıbı açığa çıkar. Hatta evinde bile rezil olur.) [İbni Mace]

Müslümanı incitmemeli. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Hiçbir insanın kalbini incitmemelidir! Kalb kırmaktan pek sakınınız! Allahü teâlâyı en ziyade inciten, küfürden sonra, kalb kırmak gibi büyük günah yoktur. Bir hadis-i şerif meali:
(Bir müslümanı incitmek, Kâbe’yi yetmiş kere yıkmaktan daha günahtır.) [R.Nasıhin]

Şu hususlarda da tecessüs etmemeli yani araştırmamalı:
1- Kaplama veya dolgusu olup olmadığını, varsa, Maliki’yi veya Şafii’yi taklit edip etmediğini sormak caiz değildir.

2- Bu malı nereden aldın demek caiz olursa da, sorunca o kimse incinirse, sormak haram olur. O halde, güzellikle sormalı. İkram ettiği şey şüpheli ise, bir bahane ile yememeli. Çaresiz kalırsa, incitmemek için yemeli, başkasına da sormamalı. Çünkü, kendisi işitirse daha çok üzülür. Tecessüs ve gıybet ve suizan olur ki, hepsi haramdır. Resulullah efendimiz misafir olduğu zaman, ne verseler kabul buyururdu. Nerden aldınız diye sormazdı. Hediye de kabul eder, sormazdı.

3- Muhtaç olduğu malı kazandıktan sonra, fazla çalışmayıp, ibadet etmek caizdir. Bunun için, çalışmayıp ibadet edene suizan ve tecessüs etmemelidir. İkisi de haramdır.

4- Söz taşıyanın verdiği haberi tecessüs etmemeli yani araştırmamalı. Çünkü tecessüs haramdır.
RevengeSoldieR isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-28-2008, 04:54 PM   #22 (permalink)
Administrator
T.D.TTürk Hacking And Security Platform & TürkisDarbeTeam
 
RevengeSoldieR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jun 2008

Teşekkür Et =
0 For This Post,
1 Toplam
Mesajlar: 411
Konuları: 137
Karizma
Rep Gücü :
Rep Puanı : 1000011
Rep Seviyesi : RevengeSoldieR isimli üye Tecrübe puanını kapatmıştır.
Seviye: 18 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 89 / 446
Güç: 137 / 700
Deneyim: 85%
İletisim
Standart

Eline beline ve diline sahip olmakSual: Eline, beline, diline sahip olan kurtulur anlamında bir hadis-i şerif var mıdır?
CEVAP
Öyle bir hadis-i şerif bilmiyoruz, ama eline, beline ve diline sahip olanın kurtulacağına dair başka hadis-i şerifler vardır. Birkaçının meali şöyledir:
(Dilini ve fercini [ırzını, namusunu] koruyan Müslümana Cenneti söz veriyorum.) [Buhari]

(Arefe günü eline, diline, gözüne ve kulağına sahip olanın günahları affolur.) [Hatib]

(İnsanlar dilinden ve elinden salim olmadıkça [kâmil] mümin olamazsın.) [Askerî]

(Hasetçinin hasedi eline ve diline çıkmadıkça zarar vermez.) [Ebu Nuaym]

(Eli ihsanlı, dili dürüst, kalbi temiz, boğazına ve fercine [namusuna] sahip olan ilimde rasih olur.) [Taberani]

(Allahü teâlâ bana şöyle vahyetti: Benim mescitlerime ancak, selim kalble, sadık dil ile, temiz el ile, temiz ferclerle girsinler.) [Hâkim]

(Şu altı şeye söz verin, ben de size Cennete gireceğinize söz vereyim:
1- Dilinize sahip olun [elfaz-ı küfür, yalan, gıybet, lanet, malayani gibi.]
2- Sözünüzden dönmeyin.
3- Emanete hıyanet etmeyin.
4- Gözünüze sahip olun. [Harama bakmayın]
5- Elinize sahip olun. [Haram işlemeyin, haram tutmayın]
6- Fercinize hakim olun.) [Hâkim]
RevengeSoldieR isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-28-2008, 04:55 PM   #23 (permalink)
Administrator
T.D.TTürk Hacking And Security Platform & TürkisDarbeTeam
 
RevengeSoldieR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jun 2008

Teşekkür Et =
0 For This Post,
1 Toplam
Mesajlar: 411
Konuları: 137
Karizma
Rep Gücü :
Rep Puanı : 1000011
Rep Seviyesi : RevengeSoldieR isimli üye Tecrübe puanını kapatmıştır.
Seviye: 18 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 89 / 446
Güç: 137 / 700
Deneyim: 85%
İletisim
Standart

Ziyaretin önemiSual: Kimleri ziyaret gerekir? Ziyaretin önemi nedir?
CEVAP
Ziyaretler yalnız Allah rızası için olmalıdır! Önce ana-baba ve daha sonra diğerleri ziyaret edilir.

1- Kâfir olan ana-babaya da hizmet etmek, nafakalarını vermek, ziyaretlerine gitmek gerekir. Küfre sebep olan şey yaptıracaklarsa, ziyaretlerine gidilmez.
Ana-baba ölmüşse kabirlerini ve dostlarını ziyaret etmeli. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Ana-babanın kabrini, Cuma günleri ziyaret edenin günahları affolur, haklarını ödemiş olur.) [Tirmizi]

(Ana-babası öldükten sonra, onun dostlarını ziyaret eden, iyiliklerin en iyisini yapmış olur.) [Müslim]

2- Günah işlemeye sebep olacak akrabayı ziyaret gerekmez. Fakat salih olan akrabayı ziyaret gerekir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Sıla-i rahm, gelmeyen akrabayı arayıp ziyaret ve iyilik etmektir.) [Tirmizi]
(Rızkının bol, ömrünün uzun olmasını isteyen, sıla-i rahm etsin!) [Buhari]
(Sıla-i rahm, malı çoğaltır, ailede sevgiyi artırır ve ömrü uzatır.) [Taberani]
Salih akrabayı hiç olmazsa, haftada veya ayda bir ziyaret etmeli, kırk günü geçirmemeli, uzak şehirde ise mektupla, telefonla gönlünü almalıdır!

3- Salih arkadaşları, din kardeşlerini, komşuları ziyaretin önemi de büyüktür. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Arkadaşını Allah rızası için ziyaret edene, bir melek, (Ne güzel oldu, Cenneti hak ettin) der. Allahü teâlâ da, (Kulum beni ziyaret etti. Ağırlaması bana aittir. Ona, Cennetten başka bir ziyafete razı olmam) buyurur.) [İ. Ebiddünya]

(Din kardeşini, arkadaşını Allah için ziyaret edene, bir melek, “Ne iyi ettin, Cennet sana helal olsun” der. Allahü teâlâ da buyurur ki: “Kulum beni ziyarete geldi. Bana da onu ağırlamak düşer.”) [E.Ya’la]

(Bir din kardeşini ziyaret edene bir melek, "Ne mutlu sana, Cennete girmiş oldun" der. Hak teâlâ da buyurur ki: (Benim için ziyaret eden kuluma, Cennette hoşlanacağı mükafatlar vereceğim") [Bezzar]

(Din kardeşini ziyaret eden, dönene kadar, rahmet içindedir.) [Taberani]

(Cennette öyle güzel köşkler vardır ki, bunlar, birbirini Allah için ziyaret eden, Allah için sevip yardım edenler için hazırlanmıştır.) [Taberani]

(Bir mümini ziyaret için evinden çıkana, 70 bin melek, "Ey Rabbimiz; senin rızan için ziyarete giden şu kuluna rahmet et" diye dua eder.) [E.Nuaym]

(Bir müslüman, müslüman kardeşini ziyaret edince, 70 bin melek "Ey Rabbimiz, senin rızan için ziyaret eden bu kulundan razı ol" diye dua ederler.) [Taberani]

(Din kardeşini, sırf Allah rızası için ziyaret eden Cennettedir.) [Taberani]
(Din kardeşini ziyaret edene Cennette bir derece verilir.) [Ey Oğul İlmihali]
(Ziyaretçinize ikram edin!) [Haraiti]

(Arşın etrafında nurdan kürsülerde, nur gibi parlayan insanlara Peygamberler ve şehidler gıpta ederler. Bunlar, Allah için birbirini seven, Allah için buluşan, Allah için birbirini ziyaret edenlerdir.) [Nesai]

(Allahü teâlâ buyurur ki: Benim için birbirini ziyaret eden, benim için birbirini seven, benim için veren, benim için birbirine yardım eden, sevgime mazhar olur.) [Hakim]

(Allah için sevdiği arkadaşının ziyaretine gidene, ardından bir melek, "Ne güzel iş yapıyorsun, Cenneti hak ettin" der.) [Tirmizi]

(Allahü teâlâ, (Benim için birbirini sevene veya benim için birbirini ziyaret edene muhabbetim haktır) buyuruyor.) [Taberani]

(Bir kimse, köydeki arkadaşını ziyarete gider. Bir melek ona der ki:
- Böyle nereye gidiyorsun?
- Bu köyde bir arkadaşım var. Onu ziyarete gidiyorum.
- Bunun sana bir iyiliği, bir yardımı dokundu da, onun için mi gidiyorsun?
- Hayır, sırf Allah rızası için ziyaretine gidiyorum.
- Müjdeler olsun sana! Beni Hak teâlâ gönderdi. Hiçbir menfaat ummadan arkadaşını ziyarete gittiğin için, Rabbimizin sevgisine kavuştun.) [Hakim]

(Mümin kardeşini ziyaret edip müsafeha eden kimselerin, elleri ayrılmadan, ağaçtan yaprak dökülür gibi, günahları dökülür.) [Ey Oğul ilmihali]

4- Her müslümanı ziyaret önemli ise de, bilhassa âlimi ve fakiri ziyaret daha önemlidir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Âlimi ziyaret eden, beni ziyaret etmiş gibi sevaba kavuşur.) [Taberani]
(Zengini ziyaret eden kimseye, saim ve kaim sevabı, fakiri ziyaret eden kimseye ise, fi sebilillah cihad sevabı verilir, her adımı, Allah yolunda atılan adıma denk olur.) [Deylemi]
[Saim; oruçlu, Kaim; gece ibadet eden. Fi sebilillah; Allah yolunda]

5- Ziyaret aralıklı olmalıdır! Hikmet ehli, (Ziyareti terk etme, seni unuturlar. Pek sık da gitme, senden bıkarlar) diyor. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Ziyareti aralıklı yapınız ki, sevgiyi artırasınız!) [Bezzar]

6- Ev sahibinden izin almadan kalkmamalıdır! Bir hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Ziyarete gelen kimse, izin almadan kalkıp gitmesin!) [Deylemi]


Davet edilince gitmemek günah mı?
Sual: Ziyafetlere, davetlere, mesela düğün yemeğine gitmek vacip mi, sünnet mi? Davet edilince, gitmemek günah mıdır?
CEVAP
(Buhari)deki hadis-i şerifte, (Davete icabet etmeyen, Allah ve Resulüne isyan etmiştir) buyuruluyor. Âlimler bu hadis-i şerifi açıklamış, her çeşit davete icabet etmenin vacip değil, sünnet olduğunu bildirmişlerdir. (Menahic-ül-ibad)

Düğün yemeğine çağırılınca gitmek de sünnettir. Bazı âlimler vacip demişlerdir.
Yalnız, günah işlenmiyorsa gitmek sünnettir. Şartlardan biri noksan olan ziyafete gitmek sünnet değildir.

Mesela, yemek riya ve şöhret için değilse, helal maldan hazırlanmışsa, içki, çalgı ve benzeri günah olan şeyler yoksa, zengin-fakir ayrımı yapılmadan herkes davet edilmişse, böyle davete, sünnet olduğunu düşünerek gitmeli, karın doyurmayı ve başka şeyleri düşünmemelidir.

Süfyan-ı Sevri hazretleri buyuruyor ki:
(Allah rızası için niyet etmeden yemeğe davet edene, bir günah yazılır. Böyle niyet etmeden gidene de, iki günah yazılır)

Düğünde, fakir-zengin ayrımı yapmadan davet edilmelidir!
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Yemeklerin en fenası, zenginlerin davet edilip de fakirlerin çağrılmadığı düğün yemekleridir.) [Buhari]

Sual: Akrabayı ziyarete gitmemek, günah mıdır?
CEVAP
Yakınlarından münasebeti kesmek büyük günahtır. Erkek ve kadın zi rahm-i mahrem akrabayı ziyaret etmek vaciptir. Amca kızı gibi mahrem olmayan akrabayı ziyaret vacip değildir. (Berika)

[Zi rahm-i mahrem demek, erkek için anne, bacı, hala, teyze gibi, kadın için, baba, kardeş amca, dayı gibi evlenmesi haram olanlar demektir.]

Evlenilmesi haram olan salih akrabayı ziyaret vacip; terki büyük günahtır. Hiç değilse, selamla, mektupla gönüllerini alarak bu günahtan kurtulmalıdır. Mektupla, sözle veya para ile yardımın zamanı, miktarı yoktur. Lüzum ve imkana göre yapılır. (Hadika)

Sıla-i rahm, akrabayı ziyaret etmek demektir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Allah’a ve Kıyamet gününe inanan sıla-i rahm etsin!) [Buhari]
(Sıla-i rahmi kesen, Cennete girmez.) [Buhari]

(Allahü teâlâ buyuruyor ki, "Ben Rahmanım, rahmi yarattım, ona kendi ismimden isim verdim. Akrabasını gözeteni gözetirim. İlgisini kesenle de ilgiyi keserim.") [Buhari]

(En üstün amel, senden uzaklaşmış olan akrabana sıla-i rahmde bulunmak, sana vermeyene vermek, sana zulmedeni affetmektir.) [Hakim]

(İçinde sıla-i rahmi kesen kimse bulunan bir topluma rahmet melekleri gelmez.) [Taberani]

(Allah’tan en çok korkan kimse mahremlerini en çok görüp gözeten ve en çok emr-i maruf ve nehy-i münkerde bulunandır.) [Taberani]

(Mükafatı en tez verilen iyilik, sıla-i rahmdir. Bir ev halkı, kötü olsa bile, sıla-i rahm sayesinde malı çoğalır, nüfusu da artar.) [Beyheki]

Herkese iyilik etmek, ödünç veya sadaka vermek çok sevaptır. Akrabaya yapılan iyilik daha sevaptır. Bir kadın, bir yakını için (İnfakta bulunsam, sadaka yerine geçer mi?) diye sual ettirdiğinde Peygamber efendimiz buyurdu ki:
(İki sevap olur. Biri sadaka, diğeri de sıla-i rahm sevabı.) [Buhari]

Bu husustaki hadis-i şeriflerden birkaçı şöyle:
(Senden yüz çeviren akrabana verdiğin sadaka daha faziletlidir.) [Taberani]
(Yakın akraba veya komşuya verilen sadakanın sevabı 2 misli fazladır.) [Taberani]

(Paranızı önce kendi ihtiyaçlarınıza, artarsa çoluk çocuğunuzun ihtiyaçlarına sarfedin! Bundan da artarsa akrabalarınıza yardım edin!) [Müslim]

(Amcasının oğlu yardım istediği halde, gücü yettiği halde vermeyen kimse, Kıyamette Allahü teâlânın fazlından mahrum kalır.) [Taberani]

Akrabayı ziyaret etmeden onlara çeşitli yardım yapmak, gönüllerini almak, sıla-i rahm yerine geçer. Çünkü sıla-i rahm, yalnız akrabayı ziyaret değildir. Her ne şekilde olursa olsun onları memnun etmektir. (Hadika)

Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Sıla-i rahm demek, ahbap ve akrabasından gördüğü iyiliğe karşı ona iyilik etmek değil, kendisinden kesilen akrabasını arayıp ziyaret ve iyilik etmektir.) [Tirmizi]
RevengeSoldieR isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-28-2008, 04:55 PM   #24 (permalink)
Administrator
T.D.TTürk Hacking And Security Platform & TürkisDarbeTeam
 
RevengeSoldieR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jun 2008

Teşekkür Et =
0 For This Post,
1 Toplam
Mesajlar: 411
Konuları: 137
Karizma
Rep Gücü :
Rep Puanı : 1000011
Rep Seviyesi : RevengeSoldieR isimli üye Tecrübe puanını kapatmıştır.
Seviye: 18 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 89 / 446
Güç: 137 / 700
Deneyim: 85%
İletisim
Standart

ZinaSual: Yüzümdeki sivilcelerimin geçmesi için evlenmemi veya geneleve gitmemi söylediler. Hatta, birçok kimse, evlenmeden önce mutlaka geneleve gitmenin gereğinden bahsediyor. Zina haram değil midir?
CEVAP
Bunları din cahilleri söyler. Zina çok büyük günahtır. Birkaç âyet-i kerime meali:
(Zinaya yaklaşmayın! O; hayasızlık, çirkin, aşağı bir iş, kötü bir yoldur.) [İsra 32]
(Müminlere söyle, harama bakmasınlar ve avret yerlerini haramdan korusunlar!) [Nur 31, 32]

(Müminler, namazlarını huşu içinde kılar, boş, lüzumsuz şeylerden yüz çevirir, zekatlarını verir, iffetlerini korur, emanet ve ahidlerine riayet ederler.) [Müminun 1-8]

(Fuhşun açığına da, gizlisine de yaklaşmayın!) [Enam 151]
Buradaki yaklaşmayın demek, zinaya ***ürecek sebeplerden, hareket ve işlerden sakının, yabancı kadınları düşünmeyin, onlarla konuşmayın, onların seslerini dinlemeyin, onlara bakmayın, onlarla tokalaşmayın demektir.

Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:
(Allah indinde zinadan büyük günah yoktur.) [R. Nasıhin]
(Sizin için en çok korktuğum şey zinadır.) [Taberani]

(Zina etmeyin, kadınlarınızın cazibesi [güzelliği, çekiciliği, albenisi] ve sevgisi gider, soğukluk başlar.) [İ. Neccar]

(Rüyamda, heladaki necaset gibi pis kokan kimseler gördüm. Sonradan bunların zina edenler olduğunu öğrendim.) [İ.Hibban]

(Zina fakirliğe yol açar.) [Beyheki]
(Gençliğini zinadan koruyan [mümin] Cennete girer.) [Beyheki]

(Bir kadın, beş vakit namazını kılar, namusunu korur, kocası ile iyi geçinirse, dilediği kapıdan Cennete girer.) [İbni Hibban]

(Bir yerde, zina ve riba çoğalırsa, o yerin halkı, belaya maruz kalır.) [Hakim]
(Zina fakirlik getirir.) [Buhari]

(Zinaya devam eden, putperest gibidir.) [Harâiti]
(Zina edenin yüzü Cehennemde ateşle yanar.) [Taberani]

(Yedi kat gök ve yer, zina eden ihtiyarlara devamlı lanet eder.) [Bezzar]
(Zina edenlerin avretlerinin kokusu, bütün Cehennem halkına eza verir.) [Bezzar]

(Kötü kadınlar, çoğalıp, zina toplum içinde yayılırsa, halk, daha önce görülmemiş bulaşıcı hastalıklara maruz kalır) [Beyheki]

(Bir facire [kötü] kadının fücuru [kötülüğü] bin erkeğin fücuru gibi ve bir iyi kadının iyiliği, yetmiş sıddıkın iyiliği gibidir.) [Ebu Nuaym]

(Siz iffetli olursanız, kadınlarınız da iffetli olur.) [Hakim]
(Namusunuzu koruyun, zina etmeyin! Namusunu koruyana Cennet vardır.) [Hakim]
(Kötülükten korunmak için, nikahlı yaşayın ve iffetli olun!) [İbni Asakir]
(Onun bunun karısını, kızını ayartan bizden değildir.) [İ. Ahmed]
(Zina eden, aynı şeye maruz kalır.) [İ.Neccar]
["Çalma elin kapısını, çalarlar kapını", "Eden bulur" denmiştir.]

Göz zinası
Sual: Zaruretsiz kadınlara bakmakve tokalaşmak günah mıdır?
CEVAP
Evet günahtır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Kadına, şehvetle bakanın, gözlerine erimiş kurşun dökülüp, Cehenneme atılır.) [M. Enhür]

(Gözlerin zinası harama bakmak, kulakların zinası zinaya ***ürecek sözleri dinlemek, dilin zinası zinaya sebep olacak sözleri konuşmak, ellerin zinası namahremi tutmak, ayakların zinası günah olan yerlere gitmektir.) [Buhari]

(Azab-ı İlahiden korkarak, başını yabancı kadından çevirene, Allahü teâlâ ibadetin tadını duyurur.) [Hakim]

(Harama bakmayan gözler, Cehennem ateşi görmez.) [İsfehani]

(Komşu kadına, arkadaş hanımına şehvet ile bakmak, yabancı kadına bakmaktan on kat daha günahtır. Evli kadınlara bakmak, kızlara bakmaktan bin kat daha günahtır. Zina günahları da böyledir.) [Taberani]

(Avret yerini açana, başkasının avret yerine bakana Allah lanet etsin!) [Beyheki]
(Kadının yüzünden ve iki eli ayasından başka bütün bedeni avrettir.) [M. Enhür]

(Ey kadınlar, ancak mahreminiz olan erkeklerle konuşun, mahreminiz olmayanlarla konuşmayın!) [İbni Said] (Ramuz’un 469. sayfasında yazılıdır.)

(Elbette ben kadınlarla tokalaşmam.) [Nesai, İbni Mace, Taberani]

(Yemin ederim ki, kişinin başına demirden bir şişin, bir çivinin çakılması, yabancı bir kadına dokunmasından daha hafif kalır.) [Taberani]

(Kadınlarla bir arada yalnız kalmaktan sakının. Allahü teâlâya yemin ederim ki, bir kişi bir kadınla yalnız kalınca, aralarına şeytan girer. Bir kimsenin çamurlu bir domuzla sıkışmış durumda olması, o kimse için kendine helâl olmayan bir kadına dokunmasından daha hafif kalır.) [Taberani]

Hz. Âişe validemiz buyurdu ki:
(Peygamber efendimiz, kendisine helâl olan kadınlardan başka, hiçbir kadınla tokalaşmadı.) [Buhari, Müslim]

Kadınların, Kur'an-ı kerim, mevlid, ilahi oku***** seslerini erkeklere duyurmaları haramdır. [Hoparlör, radyo ve TV ile duyurmaları ise mekruh olur.] (Tergibüssalat, Hadika)

Sual: Mealden okudum, zina etmiş bir bayanla hiç mi evlenilmez?
CEVAP
Mealden tefsirden din öğrenilmez. Zina etmiş bayanla evlenmek caizdir. Çünkü (Zina eden kadını, başka erkekler nikah edemez) mealindeki âyet-i kerime nesh edilmiştir.

Sual: AIDS hakkında hadis-i şerif var diyorlar doğru mudur?
CEVAP
Frengi ve Aids gibi bulaşıcı hastalıklar, Avrupa’dan, [Frenkten] gelmiştir. Eskiden Avrupa’dan gelen şeylere frenk malı denirdi. Frenk üzümü, frenk gömleği gibi. Fuhuşla yayılan hastalığa da, onlardan geldiği için frengi denmiştir. Bir hadis-i şerifte, (Kötü kadınlar, çoğalıp, zina toplum içinde yayılırsa, halk, daha önce görülmemiş bulaşıcı hastalıklara maruz kalır) buyuruluyor. Frengi gibi, Aids de daha önce görülmemişti. Şimdiye kadar görülmemiş daha başka hastalıklar da çıkabilir. Onun için bu hadis-i şerifte bildirilen hastalığa sadece Aids demek yanlış olur. Avrupa’dan gelen Frengi, bel soğukluğu da sonradan meydana çıkmıştır.

Sual: Zina edenin, zina ettiğiyle evlenme mecburiyeti var mıdır?
CEVAP
Hayır, yoktur.

Sual: Zina eden evli erkek veya kadının nikahı gider mi?
CEVAP
Hayır.
RevengeSoldieR isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-28-2008, 04:55 PM   #25 (permalink)
Administrator
T.D.TTürk Hacking And Security Platform & TürkisDarbeTeam
 
RevengeSoldieR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jun 2008

Teşekkür Et =
0 For This Post,
1 Toplam
Mesajlar: 411
Konuları: 137
Karizma
Rep Gücü :
Rep Puanı : 1000011
Rep Seviyesi : RevengeSoldieR isimli üye Tecrübe puanını kapatmıştır.
Seviye: 18 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 89 / 446
Güç: 137 / 700
Deneyim: 85%
İletisim
Standart

Yetimi gözetmekSual: Yetime iyilik etmenin veya onu dövmenin veya hakkını yemenin dindeki yeri nedir? Yetimlik kaç yaşında sona erer?
CEVAP
Akıl-baliğ olan çocuk, yetimlikten çıkmış sayılır. Yetime iyilik etmek çok sevaptır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Yetimi güzel terbiye ederek büyütenle Kıyamette beraber oluruz.) [Buhari]
(Akraba veya yabancı bir yetimi kendisini kurtarana kadar bakana Cennet vacip olur.) [Ebu Davud]

(Allahü teâlâ, yetim bulundurulan ve ona iyilik yapılan evi sever.) [Taberani]

(Yetime yakın ol, ona acı, başını okşa, beraber yemek ye! Böyle yapanın, kalbi yumuşar ve ihtiyaçları karşılanır.) [Haraiti]

(Sabredip sevabını umarak yetime bakanla, Cennette beraber oluruz.) [Taberani]

(Cennetin kapısını ilk önce ben açacağım. Bu sırada, bir kadın, benden önce davranacak, buna kim olduğunu soracağım, o da, "Yetim kalan çocuklarıma bakan biriyim" diyecektir.) [Ebu Ya’la]

(Evlerin en iyisi, yetime iyilik yapılan evdir. En kötüsü de yetime kötülük edilen evdir.) [İbni Mace]

(Çocuklarının hepsini aynı derecede tutup, yetime haksızlık eden Allah’tan uzaklaşmış olur.) [İbni Asakir]

(Yetimlerin, fakirlerin geçimini üstüne alan, Allah yolundaki bir mücahid gibi veya gündüz saim, gece kaim sevabına kavuşur.) [Buhari]
[Saim, oruç tutan, kaim, gece ibadet eden]

(Cennette “Dar-ül-ferah” denilen köşke, ancak, müminlerin yetimlerini sevindiren girer.) [İ.Neccar]

(Kalbinin yumuşamasını ve hacetinin görülmesini istersen, yetime acı, onun başını okşa ve ona yediğinden yedir.) [Taberani] [Yetimin başını okşayana, hac sevabı verileceği de bildirilmiştir.]

(Yetimi ağlatmaktan sakının!) [İsfehani]
(Şu iki zaif hakkında Allah’tan korkun! Dul kadın ve yetim çocuk.) [Beyheki]
(Yetim talebesine gücünün yetmediği işleri teklif eden hocaya elim bir azap vardır.) [İ.Rafii]

Yetimi sevindirmek
Sual: Yetimin başını sıvayana çok sevap verileceği bildiriliyor. Yaş sınırı var mı?
CEVAP
Evet yaş sınırı var. Akıl baliğ olunca yetimlik biter.
Sıvamaktan kasıt, her ne şekilde olursa olsun onu sevindirmektir. İlla başını sıvamak demek değildir. Mesela onun bir ihtiyacını alıp vermek suretiyle onu sevindirmektir.

Başını sıvayıp da, "Kerata sen ne yaramazsın" diyerek onu azarlarsak, başı sıvanmış olur ancak sevindirilmiş olmaz. Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Sırf Allah rızası için yetimin başını şefkatle okşayan, elinin değdiği saçlar sayısınca sevaba kavuşur.) [İ. Ahmed]
Demek ki onun saçlarını okşarken Allahü teâlânın rızası düşünülmelidir.

Herkesi sevindirmek sevap ama, yetimi sevindirmek daha fazla sevaptır. Herkesi üzmek günahtır ama yetimi üzmek daha çok günahtır. Herkesin malını haksız yere yemek haram ama yetiminkini yemek daha büyük günahtır. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Büyük günahlar yedidir: Bunlardan biri de yetim malı yemektir.) [Bezzar]
(Kıyamette, Allah katında büyük günahların en büyüğünden biri yetim malı yemektir.) [İbni Hibban]

(Allahü teâlâ yetim malı yiyeni Cennete koymaz.) [Hakim]

(Kıyamette bir topluluk ağızlarından alevler çıkar vaziyette kabirlerinden kalkarlar. Allahü teâlâ, [Nisa suresinin onuncu âyetinde mealen]
"Haksız yere yetim malı yiyenler, karınlarına ancak ateş sokmuş olurlar. Bunlar, alevli, çılgın bir ateşe sokulacaktır" buyuruyor.) [Ebu Ya’la]

Yetimlere iyilik edilmesi ve infakta bulunulması emrediliyor. (Bekara 83, 215)
Yetimi sitemle defedip hakkını gasp edene şiddetli azap vardır. (Maun 2)

Hz. Yakub ve bir yetim
Bir kimse, Yakub aleyhisselama sual etti:
- Gözün niçin görmüyor, belin niçin büküldü?
- Gözüm, Yusuf’a ağladığım için görmüyor. Bünyamin’e üzüldüğümden dolayı da belim büküldü.

Bu sırada Cebrail aleyhisselam gelip dedi ki:
- Halinden şikayet mi ediyorsun?
- Ben sadece kederimi Allahü teâlâya arz ediyorum. Ya Rabbi, gözleri görmez, beli bükülmüş şu çok yaşlı ihtiyara merhamet eyle! İki oğlumu bana geri ver!

Cebrail aleyhisselam dedi ki:
- Allahü teâlâ selam ediyor ve buyuruyor ki:
İki çocuğun ölü bile olsaydı, seni sevindirmek için onları diriltirdim. Gözünün görmemesi ve belinin bükülmesinin sebebi şudur. Bir gün oruçlu, aç, fakir bir yetim sana gelmişti. Sonra bir koyun kesip ailenle yediğin halde ona da göndermeyi hatırlayamadın. Ben yetim ve fakirleri sevdiğim kadar hiçbir şeyi sevmem. Haydi bir yemek hazırla, fakirleri davet et!
Yakub aleyhisselam da, oruçlu olanları akşam, oruç tutmayanları da sabah yemeğe davet etti. (Hakim)

Bilindiği gibi, nihayet iki çocuğuna kavuştu. Şu halde, yetime merhamet etmeli, ona zulmetmemeli, hakkını yememelidir!
Yetimlik olur yaman
Ona dokunma aman

Bir başkadır dünyası
Çok hassastır yapısı

Yaşı daha küçüktür
Sözü bölük pörçüktür

Sorsan sıkılır hemen
Vursan yıkılır hemen

Gözleri buğulanır
Hemencecik sulanır

Yaralıdır hep eli
Tutulur bazen dili

Kalbi hemen kırılır
Sanma kolay sarılır

Ona buna yanaşmaz
Garip durur konuşmaz

Her an boynu büküktür
Elbisesi söküktür

Der ki babam olsaydı
Bana cici alsaydı

Dertlerini diyemez
Yeni şeyler giyemez

Biri babacığım der
Onun içi cız eder

Sevgiden mahrum yaşar
Bu hayata hep şaşar

Canı çekse yiyemez
Bunu alın diyemez

İstese arsız derler
Üstelik hırsız derler

Yetimsin de üzülür
Gözünden yaş süzülür

Hâlinden hep sezilir
Hor görülür ezilir

Mahzundur onda gözler
Dertlerini hep gizler

Sıkıntıdan tırnak yer
Acıyı kalbe gömer

Öne eğer başını
Tutamaz gözyaşını

Hep suçlu gibi durur
Gelen giden hep vurur

Alıngan olur her an
Yetime dokunma aman

Verseler şunu bunu
Avutamaz hiç onu

Artık hayattan bıkar
Üf demen onu yıkar

Kötülenir, horlanır
Yapma diye zorlanır

Kırık kolu kanadı
Yaramazdır hep adı

Gelen giden takılır
Bazen itip kakılır

Anlaşılmaz feryadı
Sevgidir tek muradı

Onu kimse anlamaz
Anlayan dayanamaz

Yetimler üzülmesin
Sinmesin, büzülmesin
RevengeSoldieR isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-28-2008, 04:55 PM   #26 (permalink)
Administrator
T.D.TTürk Hacking And Security Platform & TürkisDarbeTeam
 
RevengeSoldieR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jun 2008

Teşekkür Et =
0 For This Post,
1 Toplam
Mesajlar: 411
Konuları: 137
Karizma
Rep Gücü :
Rep Puanı : 1000011
Rep Seviyesi : RevengeSoldieR isimli üye Tecrübe puanını kapatmıştır.
Seviye: 18 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 89 / 446
Güç: 137 / 700
Deneyim: 85%
İletisim
Standart

Yaşlıya saygıSual: İyi veya kötü olduğu bilinmeyen herkese dolmuşlarda ve belediye otobüslerinde yer vermek caiz midir?
CEVAP
Kötü-iyi ayrımı yapmadan herkese iyilik etmelidir! Belediye otobüslerine, genç-yaşlı, sağlam-sakat, kadın-erkek, zengin-fakir, âlim-cahil gibi çeşitli sınıflardan insanlar binmektedir. Güçsüzlere yardım etmek, otobüse binerken, inerken yardımcı olmak, onlara yer vermek, ihtiyarlara, muhtaçlara yardım etmek dinimizin emirlerindendir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Güçsüzlere, hastalara, yaşlılara ve küçüklere merhamet ediniz!) [Şir’a]
(Büyüklerimizi saymayan, küçüklerimize acımayan bizden değildir.) [Buhari]

(Yaşlılarımıza hürmet ve ikram, Allahü teâlâya saygıdandır.) [Buhari]
(Bir müslüman kardeşine ikram eden, Allahü teâlâya ikram etmiş gibidir.) [Taberani]

(Bir genç, bir ihtiyara, yaşından dolayı hürmet ederse, onun yaşına varınca, Allahü teâlâ, ona gençleri hürmet ettirir.) [Şir’a]

İhtiyarlara hürmet eden kimsenin ömrü uzun olur. İnsanlara iyilik, hürmet ederken zengin-fakir farkı gözetmemelidir! Çünkü insanlara zenginliklerine göre değer biçmek doğru değildir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Zengine zenginliğinden dolayı tevazu edenin, dininin üçte ikisi gider.) [Beyheki]

Malından dolayı zengini yücelten, yoksulluğundan dolayı fakiri aşağılayan kimse lanete müstehaktır. Hayırsever bir zenginin hakkını hafife almamalıdır! Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Üç kişinin hakkı hafife alınmaz: Zelil bir toplumun azizi, fakir bir milletin zengini, cahillerin kıymetini bilmediği İslam âlimi.) [Askeri]

İyilikten zarar gelmez. Kötülük edenlere dahi iyilikle karşılık vermeliyiz! İyi insan, sadece başkalarına kötülük etmeyen kimse değildir. Başkalarından gelecek sıkıntılara, eziyetlere katlanan kimsedir. Atalarımız, (Kötülük her kişinin kârıdır, iyilik er kişinin kârıdır) demişlerdir. Böyle er kişi olanlar, dünya ve ahirette saadete kavuşurlar. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Bir kimsenin kederini gidereni veya bir mazluma yardım edeni, Allahü teâlâ, yetmiş üç misli fazlasıyla mağfiret eder.) [Şir’a]

Hiçbir kötülük karşılıksız kalmayacağı gibi, Allah indinde hiçbir iyilik de karşılıksız kalmaz. İyilik boşa gitmez. Onun için (İyilik et denize at, balık bilmezse Hâlık bilir) demişlerdir
RevengeSoldieR isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-28-2008, 04:56 PM   #27 (permalink)
Administrator
T.D.TTürk Hacking And Security Platform & TürkisDarbeTeam
 
RevengeSoldieR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jun 2008

Teşekkür Et =
0 For This Post,
1 Toplam
Mesajlar: 411
Konuları: 137
Karizma
Rep Gücü :
Rep Puanı : 1000011
Rep Seviyesi : RevengeSoldieR isimli üye Tecrübe puanını kapatmıştır.
Seviye: 18 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 89 / 446
Güç: 137 / 700
Deneyim: 85%
İletisim
Standart

Yas tutmakSual: Dinimize göre yas tutmanın ölçüsü nedir?
CEVAP
Ölü için sessiz ağlamak caizdir. Zira (Müminin ölümüne gökler ağlar) buyuruldu. (Şerh-us-sudûr)

Ölü için yüksek sesle ağlamak, matem tutmak, siyah elbise giymek, siyah perdeler ve rozetler, işaretler asmak, matem işaretleri, resmini taşımak caiz değildir. (S.Ebediyye)

Cenazeye ve cenaze çıkan yere siyah örtmek ve siyah giyinmek caiz değildir. (Hazânet-ür-rivâyât)

Ebu Seleme’nin kızı Hz. Zeynep anlatır:
Resulullahın zevcesi Ümmü Habibe validemizin babası ölünce başsağlığı dilemek için yanına gittiğim zaman dedi ki: “Resulullahın, (Allah’a ve ahiret gününe inanan bir kadının, ölen yakını için üç günden fazla yas tutması helal değildir) dediğini duydum.” Cahş kızı Zeynebin kardeşi şehid olunca, o da aynı şeyleri söyledi. (Buhari)

Dinimiz, nimetlere şükretmeyi, musibetlere de sabır ve susmayı emrediyor. Çocuk olunca, akika kesmeyi bildiriyor. Ölünce, hayvan kesmeyi veya başka bir şey yapmayı emretmiyor. Bağırıp çağırmayı, yas tutmayı yasak ediyor. (Es-Siret-üş-Şamiyye)

Dinimize göre, hem sevinç, hem de üzüntü bulunan bir günün yıl dönümlerinde, üzülmeyip, sevinmek, o gündeki sevinçli şeyleri hatırlayıp, üzüntülü şeyleri düşünmemek gerekir. Çünkü İslamiyet’te yas tutmak yoktur. Bütün hadis kitapları, Peygamber efendimizin ölü için yüksek sesle ağlamanın ölüye sıkıntı vereceğini buyurduğunu bildirmektedir. Bu hadis-i şeriflerden bazıları şöyledir:
(Ölüyü överek ağlamak cahiliyet âdetidir.) [Buhari]
(Ölü, yakınlarının kendisine bağırarak ağlamasından azap [sıkıntı] duyar.) [Buhari]

(Yas tutan, ölmeden tevbe etmezse, kıyamette şiddetli azap görür.) [Müslim]
(Ölü için yas tutmak insanı küfre sürükler.) [Müslim]

(Ölü için ağlayana da, onu dinleyene de lanet olsun.) [Ebu Davud]
(Üzülünce, elbisesini yırtan ve bağırıp çağıran bizden değildir.) [Buhari]

(Çığlık atarak ölü için ağlayan kadına, Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların laneti olsun.) [Taberani]

(Nimete kavuşunca [davul] zurna çalmak, musibet anında bağırıp çağırmak caiz olmaz.) (Bezzar)

(Rahmet melekleri ölünün arkasından feryat edip ağlayanlara dua etmez.) [İ.Ahmed]

(Felakete uğrayınca, saçlarını yolan, elbisesini yırtan yüksek sesle bağırıp ağlayan bizden değildir.) [Nesai]

Matem yapmak, bağırıp çağırmak, ilk olarak Muhtar-ı Sekafi tarafından ortaya çıkarıldı. Bu bid'at, zamanla bir ibadetmiş gibi yayıldı. Halbuki Muhtar-ı Sekafi, bunu Kufe halkını aldatıp, onları Emevilerle harbe sürüklemek, böylece hükümeti ele geçirmek için bir hile olarak yapmıştı.

Peygamberlerden Hz. Zekeriyya ile Hz. Yahya’yı keserek şehid etmişlerdi. İlk islam şehidi Hz. Yaser ve hanımı Sümeyye hatun idi. Resulullah efendimizin sevgili amcası Hz. Hamza da feci şekilde şehid olmuştu. Peygamber efendimiz, şehid olan peygamberlerin, Hz. Yaser ile hanımının ve Hz. Hamza’nın şehid edildiği günün yıldönümlerinde matem tutmadı. Matem tutmayı yasakladı.

Matem yasak olmasaydı, herkesten önce, Yahudi kadının Hayber’de verdiği zehirli yemeğin yıllar sonra etkisini göstererek şehid olan Peygamber efendimizin ölümü için matem tutulurdu. Hz. Hamza gibi; Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali de şehid olmuş, Hz. Hasan da zehir verilerek şehid edilmişti.
Milyonlarca müslümanın mezhep imamı olan İmam-ı a’zam hazretleri de şehid edildi. Resulullah efendimizin emrine uyularak bu büyük zatlar için de yas tutulmadı. Yas tutmamak o büyük zatları sevmemek anlamına gelmez. Babası gibi Hz. Hüseyin gibi yüce bir imamın şehid edilmesi de, bütün Müslümanlar için büyük üzüntüdür. Ama yas tutmak, ölüm yıldönümlerinde dövünmek asla caiz değildir.
RevengeSoldieR isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-28-2008, 04:56 PM   #28 (permalink)
Administrator
T.D.TTürk Hacking And Security Platform & TürkisDarbeTeam
 
RevengeSoldieR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jun 2008

Teşekkür Et =
0 For This Post,
1 Toplam
Mesajlar: 411
Konuları: 137
Karizma
Rep Gücü :
Rep Puanı : 1000011
Rep Seviyesi : RevengeSoldieR isimli üye Tecrübe puanını kapatmıştır.
Seviye: 18 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 89 / 446
Güç: 137 / 700
Deneyim: 85%
İletisim
Standart

Yaratılanı hoş görSual: Yunus Emre’nin (Yaratılanı hoş gör yaratandan ötürü) sözü ile Hz. Mevlana’nın, (Putperest olsan da gel) sözü, kâfirleri sevmeyi teşvik etmiyor mu?
CEVAP
Hayır. Yaratılanı sev denmiyor, hoş gör deniyor. Çünkü onu da yaratan Allahü teâlâdır.
Yasak olan, itikadlarını sevmemek, kâfirliklerini beğenmemektir. Kâfirliğini hoş görerek dost edinmemektir. Bunun haricinde, kâfirleri de incitmemek, onlara iyilik etmek gerekir. Çünkü bir hadis-i şerif meali şöyledir:
([Kâfir, Müslüman bütün] İnsanlar, Allah’ın ıyalidir [çoluk çocuğu gibidir], Allahü teâlânın en çok sevdiği kimse, Onun ıyaline iyilik edendir.) [Bezzar]

Cihar-i Yari Güzin’deki bir hadis-i şerif meali de şöyledir:
(Ya Ali, kâfir de olsa, komşuna ikram et. Kâfir de olsa misafire ikram et. Anaya babaya kâfir de olsalar ikram et. Dilenciyi kâfir de olsa red etme.)

Yaratılış bakımından insanlar birbirine eşittir. Hiçbir ırk diğerinden üstün değildir. Üstünlük takvadadır. Yani Müslüman olup haramlardan daha çok sakınan daha üstündür. İki hadis-i şerif meali:
(İnsanlar [insan olarak] bir tarağın dişleri gibi eşittir.) [İbni Lal]

(Rabbiniz bir, babalarınız, dininiz ve Peygamberiniz de birdir. Arab'ın Aceme, Acemin Arab'a üstünlüğü olmadığı gibi, kırmızının karaya, karanın kırmızıya üstünlüğü yoktur. Hiçbir milletin diğerine üstünlüğü yoktur. Ancak takva yönünden biri diğerinden üstün olur.) [İbni Neccar]

Mevlana Celaleddin-i Rumi hazretlerinin, (Gel, gel, her kim olursan ol gel, müşrik, Mecusi olsan veya puta tapsan da gel! Bizim dergahımız ümitsizlik dergahı değildir. Tevbeni yüz defa bozmuş olsan da gel) demesi, (Gel sana Müslümanlığı öğreteyim de gerçeği gör) demektir. Gel de gavurluğuna devam et demek değildir.
RevengeSoldieR isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-28-2008, 04:56 PM   #29 (permalink)
Administrator
T.D.TTürk Hacking And Security Platform & TürkisDarbeTeam
 
RevengeSoldieR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jun 2008

Teşekkür Et =
0 For This Post,
1 Toplam
Mesajlar: 411
Konuları: 137
Karizma
Rep Gücü :
Rep Puanı : 1000011
Rep Seviyesi : RevengeSoldieR isimli üye Tecrübe puanını kapatmıştır.
Seviye: 18 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Aktiflik: 89 / 446
Güç: 137 / 700
Deneyim: 85%
İletisim
Standart

Yalan söylemekSual: Yalan söylemenin dinimizdeki yeri nedir?
CEVAP
Yalan, günahların en çirkini, ayıpların en fenası, kalbleri karartan bütün kötülüklerin başıdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Yalan, rızkı azaltır.) [Ebuşşeyh, İsfehani]
(Yalan, nifak kapılarından biridir.) [İbni Adiy]

(İman sahibi, her hataya düşebilir. Fakat, hainlik yapamaz ve yalan söyleyemez.) [İbni Ebi Şeybe, Bezzar]

(Doğru olun, doğruluk iyiliğe, iyilik ise, Cennete çeker. Yalandan sakının, yalan fücura, fücur ise Cehenneme ***ürür.) [Buhari]

(Sözle çıkarılan fitne, kılıçla çıkarılan fitne gibidir. Yalan söylemek, iftira etmek ile çıkarılan fitne, kılıçla çıkarılan fitneden de kötüdür.) [İbni Mace]

(Pazarcıların çoğu facirdir! Çok yemin ederek günaha girerler ve yalan söyleyerek alış-veriş yaparlar.) [Hakim]

(Aldatan Cehennemdedir.) [Taberani]

Peygamber efendimiz, yalan söyleyenin ağzının bir taraftan kulağına kadar demir çengelle yırtılacağını, diğer tarafa geçildiğinde, önceki yırtılan tarafın iyi olacağını, sonra iyi olan tarafın tekrar yırtılarak bu şekilde kıyamete kadar, kabrinde azabın devam edeceğini bildirmiştir. (Buhari)

Bir kimse, Peygamber efendimize dedi ki:
- Bırakamadığım üç günaha tutuldum. Bunlar, zina, yalan ve içki.
Peygamber efendimiz de buyurdu ki:
- Yalanı benim için terket!
Adam, peki diyerek gitti. Bir günahı işleyeceği zaman, (Eğer bu günahı yaparsam, Resulullah sorduğunda, evet dersem suçum meydana çıkar. Hayır dersem, yalan söyleyerek verdiğim sözü tutmamış olurum) diye düşündü. Diğer iki günahtan da vazgeçti. (Şir’a)

Büyükler buyuruyor ki:
Oğlum, yalandan sakın, o serçe eti gibi tatlıdır. Ondan az kimse kurtulur. (Lokman Hakim)

Allah indinde en büyük hata, yalan konuşmaktır. (Hz. Ali)

Yalancı ile cimri Cehenneme girer. Fakat, hangisi daha derine atılır, bilmem. (Şabi)

Doğru ile yalan, biri diğerini çıkarıncaya kadar kalbde boğuşur. (Malik bin Dinar)

İçi dışına, sözü işine uymamak, nifaktandır. Nifakın temeli ise yalandır. (Hasan-ı Basri)

Eshab-ı kiram indinde yalandan daha kötü bir şey yoktur. Çünkü, onlar, yalanla imanın bir arada bulunamayacağını bilirlerdi. (Hz. Âişe)


Sual: Birisini üzmemek, kalbini kırmamak için mesela, başka şehirde oturan annem sağlığımı sorduğunda, hasta olsam bile "çok iyiyim" diyorum. Hasta olduğumu söylersem üzülüp vesvese yapıyor. İyiyim dersem caiz midir?
CEVAP
Caizdir, günah değildir.

Sual: Biri yiyecek bir şey ikram edip de sorarsa (veya sormadan), hiç beğenmediğimiz halde "çok güzeldi, ellerinize sağlık" demek caiz mi?
CEVAP
Caizdir.

Sual: Aynı konuşma o kişinin gıyabında geçerse, mesela, ev sahibinden ayrıldıktan sonra birisi "yemek nasıldı, beğendin mi diye" sorarsa, beğenmesek de "evet, güzeldi" demek caiz mi?
CEVAP
Caizdir.

Sual: Yalan olduğu kesin belli olan, kimseyi inandırmayacak bir konuda şaka olarak söylemek mesela, "nasıl bu kadar hızlı geldin" diyen birisine "uçarak geldim" diye şakacıktan söylemek mesela, "kendime özel bir jet aldım" demek caiz mi?
CEVAP
Caizdir.

Sual: Fransa’da yüksek tahsil yapıyorum. Özellikle namazımı kılabilmek için bazen okulda yalan söylemek zorunda kalıyorum. Bu yalan caiz mi?
CEVAP
Fransa gibi İslamiyet ile idare edilmeyen yerlerde, kendimize zararı gelecekse idarecilere yalan söylemek caiz olur. Namaz kıldın ve okula geç kaldın, nerede idin denince, doğru söylersek bir zarar gelme durumu varsa yalan söyleyebiliriz, bu dinimizin emridir. Hatta mecbur kalınca küfrü gerektirici söz bile söylenir, önemli olan kendimize zarar gelmemelidir.

Müşrikler, Hz.Ammar’a, babasına ve annesine [Sümeyye Hatuna] işkence edip, sıcak kum içine gömerler ve üzerinde et pişecek kadar sıcak taşları gövdelerine dizerlerdi. Sonra "Lat ve Uzza putu, Muhammed’in dininden iyi de" derlerdi. Demeyince de işkenceyi artırırlardı. Bir keresinde Resul-i Ekrem, (Sabredin ey Yaser ehli! Size vaat edilen yer Cennettir) buyurdu. Yaserlerin müşriklerden gördüğü işkence, dillere destan olmuştur. İşkenceye uğramadığı günleri yoktu. Bir gün Hz. Sümeyye’yi iki devenin arkasına bağlamışlar işkence ediyorlardı. Nihayet Ebu Cehlin kamçılarına dayanamayıp şehid oldu. Hz. Yaser’i de şiddetli işkence ile öldürdüler. İslam’da ilk şehid olan bunlardır. Hz. Ammar, kâfirlerin zorlamaları üzerine dediklerini diliyle söyledi. Resul-i Ekrem efendimize, Ammar kâfir oldu dediler. Buyurdu ki:
(Hayır o kâfir olmaz. Baştan ayağa kadar iman ile doludur.) [İbni Mace]

(Allahü teâlâ imanı Ammar’ın tepeden tırnağa bütün vücuduna sindirtmiştir. İman onun et ve kanına karışmıştır. O hak neredeyse orada yer alır. Onun vücudundan herhangi bir şey yemesi Cehenneme yakışmaz.) [İbni Asakir]

(Ammar bin Yaser, iki durumda karşılaştığında mutlaka en doğru olanını tercih eder.) [İbni Mace]

Hz. Ammarı serbest bıraktılar. Resulullah efendimiz, mübarek eliyle gözünün yaşını silip teselli buyurdu. Bu hadise üzerine, Nahl suresinin (Allah’a küfredenlere şiddetli azap vardır. Ancak kalbine iman yerleşmiş olduğu halde [küfre] zorlanıp, sadece diliyle söyleyenler müstesna) mealindeki 106. âyeti nazil oldu. Resulullah efendimiz de Hz. Ammar’a (Müşrikler eziyet ederse, yine böyle söyle) buyurdu.

Sual: Tariz ve kinayeli konuşmada mahzur var mıdır?
CEVAP
Tariz ve kinayeli ifade kullanmakta mahzur yoktur. Tariz, delalet yolu ile, bir sözü bir manayı karşısındakine anlatmaktır. Mesela karşıdaki kimse cimri ise, ona (Sen cimrisin) demeyip (cimrilik çirkin bir şeydir) demek böyledir.

Kinaye, maksadı, kapalı bir şekilde dolaylı olarak anlatmaktır. Mesela, (Falancanın kapısı herkese açıktır) denince bu kimsenin misafirperver olduğu anlaşılır. Peygamber efendimiz ihtiyar bir kadına, (ihtiyar kadın Cennete girmez) buyurunca kadın üzüldü. Bunun üzerine, (Sen o gün ihtiyar olmazsın) buyurdu. Yani Cennetteki bütün kadınların genç olacağını bildirdi.

İnsanın yalan söylemek zorunda olduğu zaman tariz ve kinaye yollu ifade kullanmasında mahzur yoktur. Mesela bir kimseyi evden arasalar, o kimsenin de acil işi olduğu için gitmek istemese, oğluna, (Ekseriya babam falanca kütüphaneye gider) demesini söylese, günah olmaz. Yahut babası bahçede ise, (Babam evde yok) demesinde mahzur yoktur. Fakat sebepsiz böyle yapması uygun olmaz. Mesela, elindeki güzel bir kalemi görüp, (Bu kalemi sana falanca âlim mi verdi?) diye soranlara, o âlim kalemi vermediği halde, (Allah o âlimden razı olsun) demek uygun olmaz. Çünkü böyle demekle kalemi âlimin verdiğine işaret edilmektedir.

Sual: "Yüzünü gören Cennetlik" veya "Yüzünü gören hacı oluyor" deniyor. Böyle söylemekte mahzur var mıdır?
CEVAP
Her ikisini de söylemek caiz olmaz. Çünkü bunları söylemek yalan olur. Bir kimseyi görmekle hacı veya Cennetlik olunmaz. Peygamber aleyhisselamı bile gören kimsenin imanı yok ise Cennetlik olamaz. Şaka olarak veya mecaz olarak da böyle şeyleri söylememelidir!

Sual: Ticaretle uğraşıyorum. Bazen yemin ediyor, yalan söylüyorum. Ne yapmamı tavsiye edersiniz?
CEVAP
Her müslüman, kendisine yapılmasını istemediği bir şeyi, kâfirlere de yapmamalıdır!

Satılan malı, aşırı övmemelidir! Çünkü, hem yalan söylemiş, hem aldatmış, hem de zulmetmiş olur. Hatta, doğru olarak da, müşterinin bildiği şeyi söylememelidir! Çünkü, bu da faydasız söz olur. Kıyamette her sözden sual olunacaktır.

Yemin ile satmaya gelince, yalan yere yemin etmek haramdır. Yani büyük günahtır. Doğru yemin ederse, az bir şey için Allahü teâlânın ismini söylemek saygısızlık olur. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Alış-veriş yaparken, vallahi böyledir, billahi öyle değildir diye yemin eden kimseye ve “bugün git, yarın gel” diyerek sözünde durmayan sanatkâra yazıklar olsun!) [Deylemi]

(Malını yemin ederek beğendirmeye çalışan kimseye kıyamette merhamet edilmez.) [İ.Gazali]

Sual: Yalan yere yemin ederek başkasının hakkını almak günah değil midir?
CEVAP
Yalan yere yapılan yemine, yemin-i gamus denir. Günaha, Cehenneme sokucu yemin demektir. Peygamber efendimize, (Yemin-i gamus)un ne olduğu sorulunca, (Yalan yere yemin ederek müslümanın malını almaktır) buyurdu. (Buhari)

Yalan yere yemin ederek birisinin malını almak, büyük günahlardandır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Bir müslümanın malını, haksız olarak almak için yalan yere yemin eden, Hak teâlânın gazabına uğrar.) [Buhari]

(Birinin malını almak için yalan yere yemin eden, Allahü teâlânın huzuruna cüzzamlı bir facir olarak çıkar.) [İbni Mace]
[Facir; fitneci, fesatçı, günahkâr kimsedir.]

(Yalan yere yemin etmek, evleri harap eder.) [Beyheki]
(Yalan yere yemin eden, Cehenneme gidecektir.) [Hakim]

(Yalan yere yemin, malın yok olmasına sebep olur.) [Bezzar]
(Yalan yere yemin ederek, bir müslümanın malını alana, Cennet haram, Cehennem vacip olur.) [Hakim]

Yalan yere yemin ederek, başkasının malını alan kimse, pişman olursa aldığı malı sahibine, sahibi ölmüşse, vârislerine vermelidir! Vârisleri de yoksa, fakirlere vermelidir! Malını aldığı kimselerle helalleşmeli, onlara dua etmelidir.

Yalanın caiz olduğu yerler
Sual: Yalan hangi hallerde caizdir?
CEVAP
Yalan söylemek haramdır, çok büyük günahtır. Ölmemek için leş yemek caiz olduğu gibi, ölümden kurtulmak için yalan söylemek de caizdir. (Hadika)
Hz. Sevban buyurdu kiHer yalan günahtır. Ancak bir Müslümana faydası dokunan veya bir Müslümanın zararını kaldıran yalan bundan hariçtir.)

Yalanın caiz olduğu yerlerden bazıları şunlardır:

1- Savaşta: Hz. Ali otururken düşmanın biri, aniden karşısına kılıçla çıkıp, (Şimdi seni benim elimden kim kurtarabilir?) der. Hz. Ali de, parmağı ile adamın arkasını gösterip (Peki dövüşelim; fakat iki kişiyle mi?) der. Düşman, arkamdaki kim diye bakınca, Hz. Ali, kılıcını çekip, düşmanını zararsız hâle getirir. Düşman, oturan insana yaptığı kendi hilesini görmeden (Bana hile yaptın?) der. Hz. Ali de, (Ama asıl sen beni gafil avlayacaktın ya) der ve şu hadis-i şerifi bildirir:
(Harb hiledir.) [İbni Sünni, İbni Lal]

2- İki Müslümanı barıştırmak için:
Üç günden sonra dargın durmak günahtır. Dargın olan iki Müslümanı barıştırmak için aralarını bulucu yalan söylemek caizdir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(İki kişinin arasını bulmak, nafile namaz, oruç ve sadakadan daha faziletlidir.) [Tirmizi]
(İki kişinin arasını düzeltmek ve hayırlı iş için söylenen söz, yalan sayılmaz.) [Müslim]
(İki Müslümanı barıştırmak için, birbirlerine iyi söz getirmek yalan sayılmaz.) [İbni Lal]

Peygamber efendimiz gülümsediği zaman, Hz. Ömer sebebini sual edince, buyurdu ki:
(Ümmetimden iki kişi, Allahü teâlânın huzuruna çıktı. Birisi dedi ki:
-Ya Rabbi, bu adamdan hakkımı al!
Allahü teâlâ buyurur:
- Bu adamın hakkını ver!
-Ya Rabbi, bir iyiliğim kalmadı ki nasıl vereyim?

Allahü teâlâ hak sahibine buyurur:
- Bu adamın iyiliği kalmadı. Ne yapacaksın?
- Günahlarımı alsın!

Bu arada Peygamber efendimiz ağla***** (O gün öyle dehşetli bir gündür ki, o gün başkalarının günahlarını yüklenmek şöyle dursun insan kendi günahının yükünü çekemez.)
Allahü teâlâ, hak sahibine buyurur:
- Başını kaldırıp Cennetin şu muhteşem köşklerine bak!

Hak sahibi baktıktan sonra der ki:
- Evet görüyorum. Bu muhteşem köşkler, hangi şehid, hangi sıddık veya hangi peygamberindir?
- İşte o gördüğün göz kamaştırıcı köşkler, bedellerini ödeyenler içindir.

-Ya Rabbi bunların bedellerini kim ödeyebilir?
- Sen ödeyebilirsin.

- Nasıl ödeyebilirim, neyim var ki?
- Hakkını bu kardeşine bağışlamakla bu köşke sahip olursun.
- Bağışladım ya Rabbi.

Allahü teâlâ buyurur ki:
- Haydi kardeşinin elinden tutup Cennete girin!
Peygamber efendimiz devamla buyurdu ki:
(Allah’tan korkun ve aralarınızı düzeltmeye çalışın! Zira Allahü teâlâ, kıyamet gününde sizin aralarınızı düzeltir.) [Harâiti]

3- İki Müslümanın aralarının açılmasını önlemek için:
Araları bozulmak üzere olan iki Müslümanın aralarının açılmasını önlemek için yalan söylemek caiz olur. İyiliğe vesile olan yalan, fitneye sebep olan doğrudan makbuldür.

4- Eşi ile iyi geçinmek için:
Eşler birbirini idare etmek için yalan söyleyebilir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Eşini idare etmek için yalan söylemek caizdir.) [İbni Lal]
(Eşler birbirini idare etmek için yalan söylerse günah olmaz.) [Müslim]

İbni Erkam hazretleri, Hz.Ömer’e, (Eşim beni sevmiyor. Sevmediğini de yüzüme karşı söyledi. Böyle bir eş ile yaşamak istemem) dedi. Hz. Ömer, kadına (Niçin kocanızın yüzüne karşı öyle söylediniz) buyurdu. (Yalan söylememek için. Yoksa burada yalana izin var mıdır?) dedi. Hz. Ömer, (Elbette burada yalan söylemeye izin vardır. Bir kadın, kocasını sevmese de, onu üzmemek için, yalan söylerse günah olmaz) buyurdu.

5- Zalimden, bir Müslümanın bulunduğu yeri gizlemek için.

6- Müslümanın malını zalimlerden korumak için.

7- Müslümanı memnun etmek için:
Bir arkadaş beğenip bir kravat alsa veya bir elbise diktirse, bu bizim hoşumuza gitmese de, bu elbise size çok yakışmış demek caiz olan yalana girer. Bir Müslümanı sevindirmek için bir bahane aramalıdır. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Farzdan sonra Allahü teâlânın en çok sevdiği iş, bir mümini sevindirmektir.) [Taberani]

Genel olarak kadınlar, süse düşkündür, giyimlerine dikkat ederler. Aldığı bir elbise için, (Bu elbise, sana ne kadar da güzel yakışmış?) demek, yalan olmaz. Çünkü dinimiz, hanımla iyi geçinmek için yalan söylemeyi caiz görmüştür. Hele haklı bir takdiri esirgemek ahmaklıktır.

8- Müslümanın günahını, sırrını ve aybını gizlemek için:
Müslüman gencin biri, iftiraya uğrar. Sonunda idama mahkum olur. İnfaz saatini beklerken, kendisine iftira edenlere, bu arada hükümdara ağzına gelen sözleri sarf eder, sövüp sayar. Bu acı acı bağırmalar, bir müddet devam eder. Hükümdar, saraydan bu feryatları duyar. Fakat ara uzak olduğu için ne söylediğini anlayamaz.

İki vezirinin yanına giden hükümdar, bu gencin neler söylediğini sorar. Birinci vezir, “Hükümdarım bu genç, (Allah, affedenleri aziz eder) hadis-i şerifini söylüyor, "Affedenlerin yeri Cennet" diyor. Sizden af talebinde bulunuyordu” der. Bu söz, hükümdarın hoşuna gider. (Bu genci affettim, serbest bırakın) der. İkinci vezir, hemen atılır: “Haşmetli hükümdarımız, bu veziriniz, zat-ı âlinize karşı, yalan söylüyor. Genç, af istemiyor, size sövüp sayıyordu” der. Hükümdar der ki:
(Bre vezir, sen yersiz doğru söylemekle, iki kişinin ölümüne sebep olmak istiyorsun. Şu vezirin yalanı ise bir canı kurtarmıştır. Unutma ki, iş bitiren yalan, fitneye sebep olan doğrudan iyidir.)

Hükümdar, yersiz doğru söyleyen veziri azleder, yerinde yalan söyleyerek bir suçsuzu idamdan kurtaran veziri de kendisine sadrazam yapar.

9 - Fakire ikram için:
Biz satıcı olsak, fakir birisi de gelip beğendiği bir malı almak istese, fakat pahalı gelse, biz o malı on milyona almışsak, fakire, biz bu malı beşe aldık, bir milyon kâr ile size altıya satabiliriz desek bu caizdir, günah olmaz.

10 - Haklı iken, karşısındakine sen haklısın demek:
Eşin biri diğerine sen haklısın derse geçim olur. İkisi de ben haklıyım derse geçim olmaz. İkisi de sen haklısın derse, o zaman o evde ilahi aşk başlar. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Allah rızası için affedeni, Allahü teâlâ yükseltir.) [Müslim]
(Affedin ki affedilesiniz!) [İ. Ahmed]

(Kaba davranana nazik davranır, zulmedeni affeder, sizi mahrum edene ihsan eder, sizden uzaklaşana yaklaşırsanız yüksek derecelere kavuşursunuz.) [Bezzar]

Daha bunun gibi şeylerde yalan söylemek caizdir. Mesela içki içen veya başka bir günah işleyen kimseye sen günah mı işliyorsun diye sorduklarında, kötü örnek olmamak için, hayır günah işlemedim diyebilir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Kötü şeyler yapan, bunları gizlemeye çalışsın!) [Hakim]

Büyükler yalan söylemek gerekince, sözün manasını değiştirerek, doğru söylemeyi tercih etmişlerdir. Mesela Muaz ibni Cebel hazretleri, vazifesinden dönünce, hanımı (Bu kadar çalıştın, zekat topladın, bize ne getirdin?) dedi. O da, (Beni gözeten vardı, bir şey getiremedim) dedi. O, gözetenden Allahü teâlâyı kastetti. Hanımı ise, Hz. Ömer’in onu kontrol eden birini gönderdiğini sandı. Hanımı, Hz. Ömer’in evine gidip, kızarak, (Muaz, Resulullahın ve Ebu Bekr-i Sıddık’ın yanında emin idi. Siz niçin onun peşine adam takıyorsunuz?) dedi. Hz. Ömer, Hz. Muaz’dan işin aslını öğrenince, hanımına bir miktar hediye gönderdi.

Kuyruklu yalan uyduranlar
Sual: Yalanın caiz olduğu yerler var. Adam, bunu ruhsat bilerek, ne kuyruklu yalanlar savuruyor. Ana babas